Site İçi Arama

 

 

 

MEHTAP TV
AKIL DEFTERİ

PAZARTESİ: 21:00
SALI TKR:  13:30

CAMİ KIŞLA PARANTEZİNDE TÜRKİYE

Mehmet Altan'ın imzalı "Cami Kışla Parantezinde Türkiye" kitabı www.kitapyurdu.com' da

Söyleşi ve imza günü 12.Mayıs.2012

Tüm darbeleri yaşadım… 

Turgut Özal Dönemi’ndeki çok derin değişimlerin ardından 28 Şubat’ı ve 27 Nisan’ı da gördüm… Biz 28 Şubat’a, çok özgür yaşadığımız ve toplumsal tartışmaların bugünkünden çok daha ileri düzeyde olduğu Turgut Özal Dönemi’nden sonra geldik… Üstelik darbeler 28 Şubat’ta da son bulmadı… Ardından da 27 Nisan 2007 yılında, parlamentoyu feshederek erken seçime gidilmesine neden olan bir “e-muhtıra” yaşandı. Devamı...

KÜRESEL VİCDAN

Geçmişin vicdan ve ahlak anlayışları artık geçerliliğini kaybetti. Ekonominin sermaye değil, buluşlar ve inovasyon tarafından yönlendirildiği, ulus-devletlerin gücünü yitirdiği, ırkçılığa ve aşırı milliyetçiliğe karşı Panhümanizmin doğup geliştiği bu yeni çağda yeni bir vicdana ihtiyacımız var. Mehmet Altan tam da bu uğrakta, bu özgün çalışmasıyla, literatürümüze yeni ve çok tartışılacak bir kavram kazandırıyor: Küresel vicdan.

Henüz emekleme döneminde olan küresel vicdanı yaşatmak ve geliştirmek için yeni ümitler yeşerten bir kitap Küresel Vicdan. Çağın ve geleceğin sorunlarına ilgi duyan okurlar için…
 

BAŞBAKAN ERDOĞAN: Artık vicdan da küreselleşmeli

Başbakan Erdoğan, küreselleşen dünyada her ülkenin meselesinin de küresel olduğuna dikkati çekerek, ''Dünya küreselleşirken, insani değerler de demokrasi de insan hak ve hürriyetleri de küreselleşmek zorundadır. Dünya küresel bir köye dönüşürken, artık vicdan da küreselleşmelidir'' dedi. Devamı...

KÜRESEL VİCDANI UYANDIRALIM

"Her birimiz küresel vicdanın bir parçasıyız" diyen Başbakan Erdoğan, "Küresel vicdanı uyandırmak zorundayız. Çocukların ailelerini, ırklarını, ülkelerini, inançlarını seçme özgürlükleri yoktur. Onun için her bir çocuk ailesinin olduğu kadar insanlığın bir üyesidir. Libya’da öldürülen çocuklar, Libyalı çocuklar olduğu kadar bizim de çocuklarımızdır. Norveç’te öldürülen gençler bizim de çocuklarımızdır" dedi. Devamı...

Küresel vicdan ve Panhümanizm

Mehmet Altan'ın son kitabı "Küresel Vicdan"ın (Timaş Yayınları, Ekim 2011) temel argümanını şöyle özetlemek mümkün: Devamı...

'Devlet de değişecek tabii ki'

Mehmet Altan: 'Yeryüzündeki tüm insanları komşun gibi görerek hareket eden ve ona karşı yapılan haksızlıklara isyan eden bir anlayışa doğru gidildiğini anlatmaya çalışıyorum' Radikal Kitap Devamı...

Vicdanlı Olmak İçin Güçlü Olmak Lazım

Mehmet Altan geçmişin vicdan ve ahlak anlayışlarını naftalinleyip dolaba kaldırdı ve yeni çağda yeni bir vicdana ihtiyacımız olduğuna kanaat getirdi.Bunu anlattığı kitabının adını da kendi koydu." Küresel Vicdan" Devamı...

Küresel vicdanımız olsaydı Van depreminde 600 kişi ölmezdi

İktisat Profesörü Mehmet Altan'ın yeni kitabı 'Küresel Vicdan' Timaş Yayınları'ndan çıktı. Mehmet Altan'la, henüz toplumun tartışmaya başlamadığı ama olayların yönünün kaçınılmaz olarak gösterdiği, küreselliğin doğal sonucu olan küresel vicdan arayışını konuştuk...Devamı...

 @mehmetaltanfan


 

Mehmet Altan’ın

 GÜNDEM’i  

 

 

CAMİ KIŞLA PARANTEZİNDE TÜRKİYE

 

Tüm darbeleri yaşadım… 

Turgut Özal Dönemi’ndeki çok derin değişimlerin ardından 28 Şubat’ı ve 27 Nisan’ı da gördüm… Biz 28 Şubat’a, çok özgür yaşadığımız ve toplumsal tartışmaların bugünkünden çok daha ileri düzeyde olduğu Turgut Özal Dönemi’nden sonra geldik… Üstelik darbeler 28 Şubat’ta da son bulmadı… Ardından da 27 Nisan 2007 yılında, parlamentoyu feshederek erken seçime gidilmesine neden olan bir “e-muhtıra” yaşandı.

12 Eylülcülerin yargı önüne çıkacak olmasına, Balyoz, Ergenekon gibi çok olumlu gelişmelere, mevzuat değişmese de yaşanan daha sivil ve demokrat jestlere rağmen 28 Şubat gibi 27 Nisan’ın failleri de henüz yargı önüne çıkarılmadı.

28 Şubat’ın 15. yılında, “12 Eylül Rejimi’nden AB Standardında bir demokrasiye geçip geçmeyeceğimiz” hâlâ bir muammadır… Siyasetçiye, 12 Eylül rejimini berhava etmek yerine ele geçirmek daha cazip geliyor… Bu ise 28 Şubatların, 27 Nisanların yeniden yeniden yaşanmasına neden oluyor…

Elinizdeki “Cami Kışla Parantezinde Türkiye” kitabı, yaşanan tecrübeler ışığında bu açmazın geride bırakılması için atılan bir çığlığı bir kez daha atıyor… Umarım duyulur.

Basında Mehmet Altan…         

Mehmet Altan: Türkiye’de sadece askeri vesayet yok, siyasi vesayet de var

ANF NEWS AGENCY

16.01.2012

Hamburg - Star gazetesi başyazarı Mehmet Altan, Türkiye’de sadece askeri vesayetin değil siyasi vesayetinde olduğunu belirterek, ‘’Türkiye'deki vesayet sona erdi denilemez, çünkü mevzuat olduğu gibi duruyor. Türkiye’de sadece askeri vesayet yok, siyasi vesayet de var’’ dedi.

‘’12 Eylülün anayasası, 600 yasası, mevzuatı fiilen hayatta olduğu sürece Türkiye demokratikleşemez’’ diyen Altan, Leyla Zana’ya evinin basılmasını ise ‘’Bu Kürt sorununu çözmeyi bir yana bırakın, gerginliği daha da arttırır’’ sözleriyle değerlendirdi.

'Türkiye ve Değişim' adlı söyleşiye katılmak için Hamburg’a gelen gazeteci yazar Mehmet Altan sorularımızı yanıtladı.

*AKP hükümetini destekleyen liberallerin ve aydınların son dönemlerde eleştirileri yükseliyor. Neden şimdi eleştiri?

-Bu eleştiriler önceden de vardı. Yani söylediklerimi söylemeye devam ediyorum. Türkiye’de şöyle bir gariplik var; insanları partilerle, yahut siyasetçilerle bağlantılı değerlendiriyorlar. Savunduğum ilkeler yakın olduğu vakit, icraatları alkışlıyoruz. Ondan uzaklaştığınızda eleştiriyoruz.

*Star gazetesinde yazılarınız azaldı. Bunun nedeni eleştirileriniz mi?
 (Devamı...)

Mehmet Altan’ın Eylülleri

Namık Çınar, Taraf

03.09.2012

Toplumsal savruluşların ve değişimlerin gizlerini bir bir çözerek nasıl ki yıllarca önümüze serdi ise, “şişedeki şiir”i andıran nadide bir şarap gibi üslubuyla, mevsimsel dönüşümlerin ve hüznün simgesi olan “Eylül Yazıları”nı da bir o kadar gelenekselleştirdiydi, Mehmet Altan.

Sevgili Mehmet’in yaşama dair duyarlıklı o eylül yazıları nedense bana, gençliğimde izlediğim Frank Perry’nin Yüzücü (The Swimmer) filmini çağrıştırmıştır hep.

Yüzme havuzlu köşklerin sıralandığı bir sayfiye vadisinde, Burt Lancaster’in canlandırdığı Ned Merrill, tanışı olduğu bu insanların havuzlarına dalıp çıkarak kendi evine doğru bir yolculuk yapmaktadır.

Hayatındaki hiçbir şeyin düşündüğü gibi gitmediğini kendisine itiraf etmekten kaçınarak yaşayan ve yüzerek geçtiği havuzları uç uca tahayyül edince kendi evine kadar uzanan safirden bir ırmak oluşacağını düşleyen tıpkı o Ned gibi bizler de, hayatlarımızın senelik yekûnunu derinlemesine sorgulayan Mehmet Altan’ın eylüllerde kaleme aldığı bugüne kadarki yazılarını art arda dizecek olsak, âdetâ ömrümüzün kaçışı olmayan bir yüzleşmesiyle burun buruna gelecek gibiyizdir. (devamı)
 

(devamı)


Basında Mehmet Altan Yazılarının Devamı... 

Röportajlar

AK Parti Dönemi Müteahhitlerin Altın Çağı Olarak Anılacak

Mehmet Altan ile 17 Aralık operasyonları, TOKİ ve inşaat ekonomisi gibi pek çok konuyu konuştuk.

Gazeteci-Yazar Mehmet Altan'a mega projeler, inşaat ekonomisi ve 17 Aralık operasyonları gibi pek çok konuda sorularımızı yönelttik, söz döndü dolaştı demokrasi kültürü eksikliğine geldi. AK Parti döneminin müteahhitlerin altın çağı olarak anılacağını söyleyen Altan: "Başbakan yaptım oldu zihniyetinde, buna itiraz edecek olanlarla da hiç bir alışverişe, uzlaşma kanalına, demokratik kültüre tahammülü yok. Hep inşaat düşünülüyor. Bir taraftan da bu projeler hep asrın projesi olarak sunuluyor. Bu projeler asrın projesi ise Mars'a gitmek ne, CERN'de bir şekilde parçacık arayan fizik ne?" Söz Altan'da!

Serkan Ayazoğlu: 17 Aralık operasyonlarını yazılarınızda işliyorsunuz. Ben size yapılan açıklamaları sormak istiyorum. Mesela Halk Bank'ın önünün kesilmek istenmesi, yahut mega projelerin engellenmeye çalışılması gibi bir durum görüyor musunuz?

Mehmet Altan: Başbakan demokrasinin denetim olduğunu bilmiyor. Denetimden kaçmaya yönelik bir üslup olduğu vakit söylem anlamsızlaşıyor. Bir insanın icraatlarını toplum değerlendirir ama bu icraatların denetim dışı kalacağı anlamına gelmez. Sizin başarılı işler yapmanız veya yapmamanız ile denetim arasında ilişki kurmamak gerekir. Başbakanın en hoşlanmadığı şey demokratik denetim. Onun için Sayıştay'ı yok etmek istiyor ve etti de. Avrupa Birliği standartlarında bir kamu ihale yasasını delip duruyor. Aynı zamanda yolsuzluk, rüşvet, hırsızlık operasyonu ile ilgili yargıya darbe yaptı. Mesela kendi partisinin adaylarını tanıtırken TRT'nin bütün kanalları Başbakan'ın konuşmalarını veriyor. Demokratik ülkelerde bu olmaz ama devlet kanalında bu hiç olmaz. Bütün partilerin aday tanıtımlarını vermiyorsan neden siyasal iktidarınkileri veriyorsun? Hem de hepimizin vergileriyle dönen kanalda. Başbakan fütursuz bir şekilde: "Ben çok güçlüyüm, denetim istemem, beni denetleyemezsiniz, bütün kuralları yıkarım, bozarım çünkü ben çok olumlu işler yapıyorum" gibi demokratik ülkede karşılığı olmayan bir mantık içinde. Suç işlemeye devam ediyor.

[27 Ocak 2014 Pazartesi] [ devamı ]



Röportajlar

'İkinci Cumhuriyet'in fikir babası Mehmet Altan

Liberal düşüncenin en önemli temsilcilerinden Mehmet Altan, Türkiye’de 2. Cumhuriyet kavramıyla tanındı. Altan akademisyenliği ve köşe yazarlığını 30 yıl boyunca birlikte yürüttü.
Mehmet Altan adı bir defa daha Türkiye’nin gündeminde. Ancak bu defa sarsıcı fikirleriyle değil, bir telefon konuşmasının baş kahramanı olduğu için gazete sayfalarında adı geçiyor Mehmet Altan’ın. 28 Şubat’ta hakkında andıç hazırlanan Mehmet Altan’ı bu defa diline dolayan ise AKP lideri Recep Tayyip Erdoğan. Erdoğan yazılarına ve fikirlerine kızdığı Mehmet Altan için Star gazetesinin genel yayın yönetmeni Mustafa Karaalioğlu’nu aramış. Bu konuşma kayıtları geçen hafta internete sızdı. Belli ki Altan “yöneticileri” bir hayli kızdırmış. Son dönemde ortaya çıkanlar Mehmet Altan için şaşırtıcı değil. Ailesiyle birlikte hep bu tür tartışmaların odağında yeralan Mehmet Altan, hayatının bütün dönemlerinde çeşitli zorluklarla birlikte yaşamayı başarmış bir isim. Şimdi isterseniz bu hayatın satır başlarına bakalım ve Mehmet Altan’ın bu günlere nasıl geldiğini anlamaya çalışalım.

[23 Mart 2014 Pazar] [ devamı ]



Bloomberg Businessweek Yazıları

Altta kalanın canı mı çıksın?

 

Taşeron ne demek?

 

Fransızca’daki ‘tacheron’ kelimesinden gelir.

 

İngilizce deyimiyle, ‘sub-contractor’, yani büyük bir işin yalnız kendi uğraşı alanına giren bölümünü asıl müteahhitten alan kişidir.

 

Bir firmanın başka bir firmaya bağlı dış işçi kullanması ya da işin bir bölümünün başka bir işvene devredilmesi de denilebilir.

 

Taşeron genellikle aldığı işi götürü olarak yapar.

 

Örneğin konut inşaatı yapan müteahhitlerin, konutların elektrik donatımını, doğramasını veya su tesisatını ayrı ayrı taşeronlara vermeleri gibi.

 

Ama bir de ‘taşeron işçiler’ var…

 

Öyle ki çalışma hayatının en önemli sorunlarının başında taşeron işçilik geliyor.

 

Üstelik özel sektörün yanında kamuda da ağırlıklı olarak taşeron işçi istihdam ediliyor.

 

Hatta rakamlara bakıldığında en çok taşeron işçi çalıştıranın devlet olduğu görülüyor.

[09 Mart 2014 Pazar] [ devamı ]



Mehmet Altan-Meclis Darbeleri Araştırma Komisyonu

Mehmet Altan'ın Meclis Darbeleri Araştırma Komisyonuna açıklamaları

T B M M
Tutanak Hizmetleri Başkanlığı
Komisyon : (10/236) Giriş : 17.50 Tarih : 02/10/2012 Grup : Deniz Sayfa : 1
ÜÇÜNCÜ OTURUM
Açılma Saati: 11.30
BAŞKAN: Nimet BAŞ (İstanbul)
BAŞKAN VEKİLİ: Mehmet Naci BOSTANCI
SÖZCÜ: İdris ŞAHİN(Çankırı)
KÂTİP: Cengiz YAVİLİOĞLU (Erzurum)
-----0-----
 

BAŞKAN – Demokrasiyi kesintiye uğratan uygulamalar konusunda toplumsal anlamda da, siyasi anlamda da bir yüzleşmenin gerçekleştirilmesi amacına yönelik olarak çalışıyoruz. Öncelikle, komisyonumuz bir yargısal faaliyette bulunmadığı gibi bir sorgulama faaliyeti de yapmıyor ama dönem tanıklıklarına baktığımız zaman, dönem tanıklarının özellikle şeffaf, demokratik ve gelişmiş bir demokrasiye giden yolda kendi tanıklıklarından yola çıkarak bize aktaracakları bilgileri rica ediyoruz.
Öncelikle, komisyon üyelerimizin sorularına geçmezden evvel sizin de bu yoldaki mücadeleniz sadece komisyon üyelerimizin değil tüm toplumumuzun tanıklığı çerçevesinde gerçekleşti. Özellikle, yazmış olduğunuz Darbelerin Ekonomisi adı altındaki kitap aslında, biraz da uluslararası sistemin de içinde bulunduğu bir sorgulamayı da gerekli kılıyor, en azından bu konudaki bilgilerinizi de paylaşmanızı bekliyoruz.
Sorulara geçmeden önce, sizin kendinizi kısaca öz geçmişinizle tanıttıktan sonra eğer arzu ederseniz bu konuya ilişkin söyleyeceklerinizi belli bir süre içerisinde anlattıktan sonra sorulara geçeceğiz, çalışma yöntemimiz bu şekilde. Tekrar hoş geldiniz, kabul ettiğiniz için teşekkür ediyoruz. Söz sizin, buyurun.

MEHMET ALTAN – Ben İstanbul Üniversitesi… Tabii, böyle de trajik bir durum var, 28 Şubatı anlatmaya geldim aslında, bütün darbeleri yaşadım ama 28 Şubatta medyada yazı yazabilen birisiydim bugün itibarıyla o imkândan mahrumum ve sadece asli işim olan İstanbul Üniversitesi hocasıyım.

[26 Şubat 2013 Salı] [ devamı ]



E-posta : info@mehmetaltan.com

VB#Turk Yazılım ve Bilgisayar desteği ile sizlere ulaşmaktadır.