Site İçi Arama

KENT DİNDARLIĞI

İslamiyet hoşgörü ve iyilik telkin ederken, Şeyh Galib’den Taliban’a nasıl geldi? Kaybedilen bu düzlemin sebepleri tam olarak neler? Dindarlık kır ile kent arasında ne gibi değişikliklere uğradı? Halen uğramaya devam ediyor mu? Çağın gerektirdiği gibi bir Müslümanlık yaşamak mümkün mü? Değilse, neden mümkün değil? Bu ve bunun gibi mühim sorulara yanıt arıyor Mehmet Altan. Güncelliğini uzun zaman koruyacağa benziyor dindarlığın boyutları da...Devamı...


 

Kitap Tanıtımları

 Puslu Demokrasi Kent Dindarlığı
 Sarayı Yıkalım Muş'ta Meryem Olmak
 Kürtler Şeytan Soyundan mı? Küresel Vicdan
 Cami Kışla Parantezinde Türkiye  

 Kitap Tanıtımları > Küresel Vicdan > Küresel vicdan ve Panhümanizm

Küresel vicdan ve Panhümanizm

Mehmet Altan'ın son kitabı "Küresel Vicdan"ın (Timaş Yayınları, Ekim 2011) temel argümanını şöyle özetlemek mümkün:

Teknolojik gelişmeler sonucunda dünyamız sadece sanayi toplumundan bilgi toplumuna geçiş sürecini yaşamakla kalmıyor, aynı zamanda giderek bütünleşiyor, küreselleşiyor. Ne var ki küreselleşme "küresel vicdanı" ya da ahlakı henüz yaratamadı.

Doğmakta olan yeni dünyayı, sanayi toplumunun ve ona tekabül eden ulus-devletin hakim olduğu dönemin bakış açısıyla (ideolojileriyle) ve ahlakıyla (vicdanıyla) anlamlandırmak giderek güçleşiyor. İnsan öne çıktıkça, temel değer haline geldikçe, ister istemez sadece insanın refahına endeksli bir küresel vicdan (ahlak) da ortaya çıkacak. Yeni dünyanın ideolojisi de Panhümanizm olacak.

Altan'ın altını çizdiği bir nokta, dünyanın yeni eğilimleri doğru okunamadığı takdirde karamsarlığa sürüklenmek mümkün. Oysa teknolojik gelişmelerle zenginliğin kaynağı sermaye değil beyin gücü oluyor; "yalan ortadan kalkıyor, yaşam saydamlaşıyor... İnsanları ve ülkeleri sömürerek zenginlik elde etme dönemi bitiyor." Kısacası dünya, daha yaşanır bir yer olmaya doğru gidiyor. Geçiş döneminin sıkıntılarına bakarak kötümser olmak için neden yok.

Dostum Mehmet Altan'la dünyanın geleceği hakkında iyimserliği paylaşıyor oluşumuza seviniyorum. Çünkü ben zikzaklar çizilse, bazen bir adım ileri iki adım geri gidilse de, yalnız Türkiye'nin değil dünyanın geleceğine de temkinli bir iyimserlikle bakıyorum. İnsanların eleştirel aklı kullanarak yapılan yanlışlardan ders çıkardıklarını ve kendilerini düzelttiklerini söyleyen bakış açısının teyid edildiğini görüyorum.

Ama bu, daha iyi bir dünyaya doğru gidişin kaçınılmaz bir "tarih kanunu" olduğuna inandığım anlamına kesinlikle gelmiyor. Gerek nükleer silahların, gerekse iklim değişikliğinin hayatı yeryüzünden silecek birer tehdit oluşturduğunun bilincindeyim. Uğruna mücadele edilmeyen hiçbir iyinin, kötüye galebe çalamayacağını biliyorum. Gelecek, ne yapacağımıza bağlı.

Olumlu ve olumsuz gelişmelerin iç içe geçtiği bir dünyada yaşıyoruz. Herhalde en kötü haber, zengin ülkelerle yoksullar arasındaki gelir farkının giderek artıyor olması. Bir araştırmaya göre 1820-2002 arasında dünyada kişi başına düşen gelir on kattan fazla arttı, ama varlıklı ve yoksul ülkeler arasındaki uçurum da aynı ölçüde büyüdü. (Bkz. Joshua Keating, Foreign Policy, Eylül / Ekim 2011.) İnsanlığın başta gelen sorunu herhalde bu.

Buna karşılık, savaşlarda ölenlerin sayısı azalıyor. Norveç'teki Barış Araştırmaları Enstitüsü'nün bulgularına göre, 21. yüzyılda bu sayı yılda ortalama 55 bin kişi olarak gerçekleşti; oysa 1990'larda 100 bin, Soğuk Savaş boyunca 180 bindi. Eğer dünya bugün daha savaşçı bir izlenim veriyorsa, bunun nedeni savaşların değil, savaşlar hakkında enformasyonun artması. (Joshua S. Goldstein, aynı dergi.)

"Küresel Vicdan" başta kapitalizmin geleceği olmak üzere, geleceğe dair pekçok soruyu ortaya atıyor. Altan'a tam olarak katıldığım husus, yeni çağın ahlakının Panhümanizm olması gereği. İnsanlar önce kan bağına dayalı aşiretlere bağlıydılar. Bağlanılan grup giderek genişledi; aşiretin yerini dinsel, sonra etnik grup, nihayet ulus-devlet aldı. Bireylerin kendilerini herhangi bir ulus-devlete, dine, etnik grup ya da sosyal sınıfa değil, insanlığa bağlı hissettiklerinde, yani Panhümanizm hakim olduğunda "küresel vicdan" yerleşecek. Carl Sagan'ın dediği gibi, gidiş bu yönde olsa da, "Zekâmızın serbest bıraktığı teknolojik güçlerle kendimizi yok etmemizden önce insanlığın böyle bir kimlik kazanmasının mümkün olup olamayacağı ciddi bir soru."

Mehmet Altan'ın kitabı çok düşündürücü ve ufuk açıcı bir çalışma. Böylesi bir entellektüel birikimin, Türkiye'de özgürlük mücadelesinin önde gelen kalemlerinden birinin köşe yazılarına son verilmesi, medyada yaşanan son garabetlerden biri. Okurları olarak umarız, en yakın bir tarihte yazılarına yeniden kavuşuruz.

Şahin Alpay, Zaman

24.01.2012


Bu bölümdeki diğer içerikler için tıklayınız.

E-posta : info@mehmetaltan.com

VB#Turk Yazılım ve Bilgisayar desteği ile sizlere ulaşmaktadır.